top of page

Yüksek Enflasyona Karşısında Paranın Reel Değer Kaybı ve Munzam Zarar Talebi

  • Ersanlı Avukatlık Bürosu
  • 7 saat önce
  • 3 dakikada okunur

Para borçlarında borçlunun temerrüde düşmesi durumunda kural olarak temerrüt faizi işlese de yüksek enflasyonist ortamlarda kanuni veya sözleşmesel temerrüt faiz oranları paranın satın alma gücündeki erimeyi karşılamakta yetersiz kalabilmektedir. İşte bu noktada 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 122. maddesinde düzenlenen munzam zarar yani aşkın zarar kurumu devreye girmektedir.


Yargıtay 6. Hukuk Dairesi’nin E. 2024/3534, K. 2025/15 sayılı ve 13.01.2025 tarihli ilamı, borcun gecikmeli ödenmesi halinde alacaklının sadece temerrüt faizi ile sınırlandırılamayacağını, paranın satın alma gücündeki eksilmenin de borçludan talep edilebileceğini açıkça teyit etmektedir.


Munzam zarar davası, kaynağı ne olursa olsun -tüketici ilişkilerinden haksız fiile, sebepsiz zenginleşmeden ticari sözleşmelere kadar- tüm para borçlarında uygulama alanı bulan genel bir tazminat yoludur. Özellikle ticari alacaklar bakımından bu kurum hayati bir önem taşır. Ticari hayatta uygulanan avans faiz oranları dahi piyasadaki reel değer kaybının gerisinde kaldığında, borçlu, temerrüde düşmekte kusursuz olduğunu ispat edemedikçe doğan aşkın zarardan sorumlu tutulur.


Alacaklının bu tazminata hak kazanabilmesi için; muaccel bir para borcunun bulunması, borçlunun temerrüde düşmüş olması, gerçekleşen zararın ödenen temerrüt faizini aşması ve zarar ile temerrüt arasında uygun nedensellik bağının kurulması yeterlidir.


Hesaplama metodolojisi açısından güncel içtihatlarda "soyut ispata" dayalı ekonomik sepet yöntemi benimsenmiştir. Bu yöntemde bilirkişiler, temerrüt tarihi ile fiili ödeme tarihi arasındaki süreçte TÜFE/ÜFE enflasyon verileri, ABD Doları ve Euro kurlarındaki artışlar, vadeli mevduat faizleri ile altın fiyatları ve devlet iç borçlanma senetleri gibi yatırım araçlarının ortalama getirisini hesaplayarak parasal değer kaybını belirlemektedir. Ortaya çıkan bu toplam reel değerden alacaklıya ödenmiş olan temerrüt faizi düşülmekte ve kalan net fark munzam zarar olarak borçludan tahsil edilmektedir.


Asıl alacağın fer'isi niteliğinde olmayıp bağımsız bir tazminat hakkı doğuran munzam zarar, asıl alacağın tahsil edildiği tarihten itibaren 10 yıllık genel zamanaşımı süresine tabidir. Alacaklılara enflasyonist baskılar karşısında mülkiyet haklarını koruma adına etkin bir hukuki güvence sunmaktadır.


Diğer yandan kanun yolları ve tehir-i icra süreci boyunca paranın alacaklıya ödenememiş olması, yargılamanın doğal bir uzantısı olsa da bu durumun yarattığı ekonomik risk ve zararlar borçlunun üzerindedir.


Hak Kullanımı Kusuru Ortadan Kaldırmaz


Borçlunun borcu ödememek veya icrayı durdurmak amacıyla tehir-i icra kararı alması, hukuki bir haktır. Ancak bir hakkın kullanılmış olması, temerrüdün hukuki sonuçlarını ortadan kaldırmaz.


TBK m. 122 uyarınca borçlu, temerrüde düşmekte kusursuz olduğunu ispat etmediği sürece doğan munzam zarardan sorumludur. Borçlunun "Ben kanuni hakkımı kullanarak kararı temyiz ettim ve tehir-i icra aldım, yargılama uzun sürdüyse benim kusurum yok" savunması Yargıtay tarafından kabul görmemektedir.


Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2024/3534, K. 2025/15 (13.01.2025);


"Mahkemece konusunda uzman bilirkişi veya bilirkişi kurulundan yukarıda belirtilen ekonomik unsurlar dikkate alınarak oluşturulan sepet hesabına göre davacı alacaklının temerrüt faizini aşan bir zarara uğrayıp uğramadığı tespit edilerek, varsa bu zarar miktarından da davacı tarafından tahsil edilen temerrüt faiz miktarı çıkartılarak, davacının munzam zarar miktarı bulunup davacı alacaklının aşkın zararının (Munzam) tahsiline karar verilmesi gerekirken, davacının somut olarak zararını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir."


Peki hangi hallerde munzam zarar talebi reddedilebilir?

  • Alacaklının Temerrüdü (Mütemerrit Alacaklı)

  • Mücbir Sebep ve İfa İmkânsızlığı

  • Alacaklının Zararın Doğmasına veya Artmasına Kendi Kusuruyla Sebebiyet Vermesi

  • Temerrüt Faizinin Reel Değer Kaybını Zaten Karşılamış Olması

  • Dürüstlük Kuralına Aykırı Talepler

  • Zamanaşımı İtirazı


Özetle; yüksek enflasyonist baskıların ve ekonomik dalgalanmaların yaşandığı dönemlerde temerrüt faizi, alacaklının mülkiyet hakkını ve parasının reel değerini korumada yetersiz kalmaktadır. Yargıtay'ın güncel kararları ile teyit edildiği üzere munzam zarar; borçlunun tehir-i icra gibi kanuni haklarını kullanmış olmasının dahi kusurunu ortadan kaldırmadığı, bağımsız ve etkili bir tazminat mekanizmasıdır. Haklı nedene dayanmayan ret kararlarının önüne geçen soyut ispat yöntemi sayesinde, alacaklıların alacaklarına geç kavuşmaktan doğan reel zararlarının eksiksiz karşılanması ve hukuki güvencenin tam anlamıyla tesis edilmesi mümkün kılınmaktadır.


 
 

Adres

İstinye Mah. Balabandere Cad. No:1E D:46 Sarıyer İstanbul

Türkiye

E-posta

Telefon

+90 533 233 96 88

Ersanlı Avukatlık Bürosu

Tüm Hakları Saklıdır - 2026

bottom of page