Boşanma Davalarında Dedektif Takibi ve Özel Hayatın Gizliliği
- Ersanlı Avukatlık Bürosu
- 7 saat önce
- 1 dakikada okunur
Tarafların boşanma davalarında iddialarını ispat hakkı bulunsa da bu hak sınırsız değildir. Anayasa’nın 20. maddesiyle güvence altına alınan özel hayatın gizliliği ve dokunulmazlığı, evlilik birliği devam etse dahi eşlerin bireysel kişilik haklarını korumaya devam eder. Türk Medeni Kanunu’nun 185. maddesi uyarınca eşlerin birbirine karşı sadakat yükümlülüğü bulunsa da bu yükümlülüğün ihlali, karşı tarafa eşini sistematik ve planlı bir şekilde izletme ya da gizlice kaydetme yetkisi vermez. Yargıtay 12. Ceza Dairesi’nin 30.11.2022 tarihli, E. 2022/5914 ve K. 2022/9309 sayılı kararı, boşanma sürecinde delil toplama hırsıyla hareket eden eşlerin ve özel dedektiflerin cezai sorumluluğunu net bir şekilde ortaya koymuştur.
Somut olayda Yargıtay, boşanma davasında delil sunmak amacıyla eşini özel dedektife izlettirerek ses ve görüntü kaydı aldıran sanığın eylemini Türk Ceza Kanunu’nun 134. maddesinde düzenlenen özel hayatın gizliliğini ihlal suçu kapsamında değerlendirmiştir. Yargıtay yerleşik içtihatlarında; ani gelişen, o anda müdahale edilmezse kaybolacak delillerin (örneğin hakaret veya şiddet anı) kayıt altına alınmasını hukuka uygunluk nedeni sayabilirken; önceden planlanmış, özel dedektif tutularak günlerce veya haftalarca sürdürülen sistematik takipleri hukuka aykırı kabul etmektedir. Bu tür organizasyonlarda takibi yaptıran eş TCK m. 38 uyarınca azmettiren, kaydı alan dedektif ise TCK m. 134/1-2 uyarınca asli fail olarak ceza sorumluluğu ile karşı karşıya kalır.
Ayrıca bu şekilde elde edilen kayıtlar usul hukuku bakımından da tamamen geçersizdir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 189/2. maddesi ile Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 217/2. maddesi uyarınca hukuka aykırı yollarla elde edilmiş deliller ispat aracı olarak dikkate alınamaz ve hükme esas oluşturamaz.
Sonuç olarak; aile hukuku kaynaklı hak arama özgürlüğü, bireyin temel anayasal haklarını çiğnemenin ve suç işlemenin gerekçesi olamaz. Yargıtay'ın bu kararı, haksızlığı ispat etme çabasının kişiyi bir ceza davasında sanık konumuna düşürebileceğini hatırlatan emsal bir yaklaşımdır.


