Tevdi Mahalli Tayininde Tebligat Zorunluluğu ve Hukuki Dinlenilme Hakkı
- Ersanlı Avukatlık Bürosu
- 7 saat önce
- 1 dakikada okunur
Borçlunun edimini ifa etmek istemesine rağmen alacaklının haklı bir neden olmaksızın ifayı kabulden kaçınması durumunda, borçluyu temerrüt riskinden ve buna bağlı hukuki ve cezai külfetlerden koruyan en önemli mekanizmalardan biri tevdi mahalli tayinidir (TBK m. 107). Uygulamada özellikle kira bedellerinin ödenmesinde alacaklının hesabı kapatması veya ödemeyi almaktan imtina etmesi hallerinde sıkça başvurulan bu prosedür, niteliği itibarıyla çekişmesiz yargı işi olarak kabul edilmektedir. Borçlunun mahkemeden tevdi mahalli belirlenmesini talep etmesi, alacaklıyla bir uyuşmazlığın esası hakkında yargılama yapılması amacını taşımayıp, yalnızca edimin güvenli bir yere teslimini sağlamaya dönüktür.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 26.05.2025 tarihli ve E. 2025/1494, K. 2025/3047 sayılı kararı, tevdi mahalli kararı verilmeden önce talep dilekçesinin karşı tarafa (alacaklıya) tebliğ edilmemesinin hukuki dinlenilme hakkının ihlali olarak değerlendirilemeyeceğine hükmetmiştir. Kararın temel gerekçesi, tevdi mahalli belirlenmesi usulünün 6100 sayılı HMK uyarınca çekişmesiz yargı kapsamında kalması ve sürecin hızlı, koruyucu bir önlem niteliği taşımasıdır. Alacaklının hak kaybına uğradığı yönündeki iddialarını asıl uyuşmazlığın görüldüğü davalarda ileri sürme imkanı mevcut olduğundan, karar öncesi tebligat yapılmaması adil yargılanma ilkelerine aykırılık teşkil etmemektedir.
Bu içtihat, tevdi mahalli tayini taleplerinin amacına uygun şekilde gecikmeksizin sonuçlandırılmasını temin etmekte ve borçlunun temerrüde düşmesini engelleme işlevini güçlendirmektedir.


